Cumhurbaşkanı Nazarbayev'den Sönmez'e teşekkür mektubu

Cumhurbaşkanı Nazarbayev'den Sönmez'e teşekkür mektubu
01 Kasım 2021 - 13:29
Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırıkkale'de doktor olan ve aynı zamanda yöneticilik görevinde bulunan Dr. Fatma Sönmez'e Ahmet Yesevi yolu ile ilgili özverili çalışmalarından dolayı teşekkür mektubu gönderdi.
Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, tıp eğitimi için gittiği ve halen de Kazakistan'la ilişkileri devam eden Sönmez'e Türkiye-Kazakistan ilişkilerine ve özellikle de Ahmet Yesevi yolu ile ilgili özverili çalışmalarından dolayı gönderdiği teşekkür mektubunu, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuli tarafından ulaştırdı.
Sönmez'in ata yurdu ve Ahmet Yesevi sevgisi, lise öğrencisi iken edebiyat öğretmeninin verdiği "Ahmet Yesevi ve Yolu" ödeviyle başladı. Sönmez, daha sonra 1994 yılında kazandığı üniversite sınavıyla ata yurdu Kazakistan'a ulaşmış ve artık hayal ettiği ata yurduna kavuşmuştu. İşte Sönmez'in hayatındaki en önemli nokta da bu tarihten itibaren başlamış oldu. Orada kaldığı sürece yüreğindeki Ahmet Yesevi yolu sevgisi hiç eksilmedi. Aksine bu sevgi daha da artarak o tarihten bu güne kadar tam 27 yıldır hep zinde kalarak devam etti.
Türkiye'nin değişik illerinin yanı sıra şimdi de Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde yöneticilik yapan Sönmez, görevinin dışındaki zamanlarda Ahmet Yesevi yolunun yeni nesillerde yeşermesi için büyük çaba sarf ediyor.
Ahmet Yesevi yolu ile ilgili yaptığı araştırmalarda bir gönül yolu bulduğunu anlatan Sönmez, "O, benim için çok büyük bir sevda yolu oldu. 27 senedir bulunduğum görevlerin dışında arta kalan zamanlarımda Ahmet Yesevi yolunu onun 99 binleri aşan yetiştirdiği talebelerin bulunduğu ocağı Türkistan'ı ve ata yurdum Kazakistan'ı anlatmakla ayrı bir şeref duyuyorum." dedi.
Ahmet Yesevi yolu ve Türkistan'ın ata yurdu Kazakistan'ın tanıtılmasında gönüllü hizmetlerine devam edeceğini ve hizmetlerini Cumhurbaşkanına sunmak istediklerini belirten Sönmez, şöyle konuştu:
"En önemli isteklerimden biri, onunla yeniden bir araya gelmeyi çok istiyorum. Ziyaret etmeyi çok istiyorum. Türkistan ile ilgili, Ahmet Yesevi yolu ile ilgili, Ahmet Yesevi atam ile ilgili projelerimi kendisine sunmak istiyorum ve onunla buluşmada 27 sene önce aldığımız o enerjiyi gücü yenilemek istiyorum."
Ahmet Yesevi'de buluşmanın büyük önem taşıdığını hatırlatan Sönmez, "Ahmet Yesevi'nin yetiştirdiği talebeler Anadolu'nun yanı sıra balkanlarda da birçok yere medeniyet götürdü. Maveraünnehir dediğimiz o bölgelere yetiştirdiği kişileri gönderen Ahmet Yesevi atamız, gönderirken hepsi gittikleri yerde ilmin, çalışmanın, meslek sahibi olmanın, insanlarla iyi geçinmenin, sevginin, hoşgörünün, kadın erkek aynı sosyal hayatta bulunmanın ve gerektiğinde yaşanılan toprakların vatan kılınmasının öncü erleri oldular. Onun için Ahmet Yesevi ismi bütün Türk dünyasının, bütün tarihin ortak ataları, ortak inancı, kültürü, medeniyeti ortak olan bütün halkların aslında buluşma noktasıdır. " dedi.
Sönmez, muhabirimize yaptığı açıklamada, "Kazakistan benim ata yurdum. 27 yıllık emek verdiğim sevda yolum. Orada Kazakistan kurucu Cumhurbaşkanımız, el başımız bizim için Türk dünyasının ak sakallı çok önemli büyüğü, bilgi liderimiz. Sayın Nursultan Nazarbayev tarafından benim gönderdiğim bir mektuba karşılık teşekkür ve iyi dileklerini ilettiği bir mektup geldi. Bu benim için tabii ki, bugüne kadar aldığım bütün ödüllerin, bütün sertifikaların yanında gerçekten kıymeti çok farklı bir mektup oldu. Burada Sayın Nursultan Nazarbayev'in adıma gönderdiği selam, iyi dilekleri ve 27 senedir Türkiye-Kazakistan ilişkilerine ve özellikle Ahmet Yesevi yolu ile ilgili yaptığım çalışmalara Türkistan'ı Kazakistan'ı ata yurdum bilip yaptığım bütün çalışmalara teşekkürlerini ileten, duygularını belirten hakikaten duygulandığını ifade eden cümleler bulunan çok kıymetli satırlar." dedi.
Ahmet Yesevi yolu sevgisinin lise yıllarında atıldığını hatırlatan Sönmez, şöyle konuştu:
"Bu sevdanın aslında temeli lise dönemimde bir edebiyat ödevi ile başladı. Edebiyat ödevi ile bağlantılı ben araştırdığımda Ahmet Yesevi yolunun insanlık için ama en önemlisi Türk tarihi ve bizlerin kimliği açısından ne kadar önemli bir isim olduğunu, onun bizler için hayatını nasıl vakfettiğini ve binlerce talebeyi aynı düstur üzerine nasıl yetiştirdiğini gördüm. Üniversite sınavlarında da onun adına kurulan üniversiteyi tercih edince hayalim olan tıp mesleği ile Ahmet Yesevi Üniversitesinde mensubu ve mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğum üniversitem ile buluştum ve orada hayal ettiğim üniversiteyi ve mesleği edinmek için ilim alırken aynı zamanda da Ahmet Yesevi atamın yolu ve Ahmet Yesevi atamın düsturlarıyla yaptığım araştırmalar neticesinde bir gönül yolu oluşturdum kendime ve o benim için çok büyük bir sevda yolu oldu. 27 senedir bulunduğum görevlerin dışında arta kalan zamanlarımda Ahmet Yesevi yolunu onun 99 binleri aşan yetiştirdiği talebelerin bulunduğu ocağı Türkistan'ı ve ata yurdum Kazakistan'ı anlatmakla ayrı bir şeref duyuyorum. İlişkilerim ilk günkü gibi devam ediyor. Çok farklı bir sevda yolu bu benim için. Her geçen gün neredeyse tabiri caizse yüreğimde büyüyen bir sevda ve Ahmet Yesevi atamın hakikaten bizim kimliğimizde, bizim kültür, sosyal ve manevi dünyamızdaki yeri o kadar büyük ki, her geçen gün onun bize kattıklarının yanında biz ne yapabiliriz düşüncesi ile yaşıyorum. Bir hekim olarak onun yolunda mesleğimin en iyisi olmak ve insanlara daha bize hiç sormadan destek olmak mesela onun düsturlarından. Ay yıldızlı al bayrağımın gölgesi ve onun renkleri benim için ne kadar kıymetli ise Türk dünyasının parlayan yıldızı ata yurdum dediğim Kazakistan'ın gök mavisi, bir kanadı maneviyatı, bir kanadı bilimi temsil eden bayrağı da o derece kıymetli ve hiç yanımdan ayırmadığım güzel emanetlerden, sonrasında Türkistan'ın fahri vatandaşıyım ben. Orada saygın vatandaşı deniliyor. Oraya yaptığım gönüllü hizmetlerden dolayı Türkiye'de birkaç kişiye atfedilen bu sıfatın madalyaları var. Onlar benim için çok kıymetli. Çeşitli takdirnamelerim var. Yine o coğrafyadan uluslararası manada verilmiş onlar benim için çok kıymetli. Bana Ahmet Yesevi atamın hikmetlerinin yer aldığı, başucu kitabım dediğim "Divan-ı Hikmet" ve hemen her gün belki tekrar ederek belki bir kişiye dahi fazladan anlatma gayretini sarf ederek onun yol düsturları benim için çok önemli ve en büyük hatıra dediğim benim için oradaki en önemli hatıra hakikaten mesleğimle beni buluşturan diplomayı aldığım Ahmet Yesevi atamın adını taşıyan o diplomayı almak büyük bir hatıra. İkincisi de Türkistan vatandaşlığı berat ve madalya töreni benim için çok büyük bir hatıra. Çünkü ben orada daha bağımsızlığının ilk yıllarında Kazakistan bağımsızlığını ilk yıllarındaki zor şartlarda iken orada bulunduk. Öğrenciydik bir avuç tabiri caiz edilirse bir avuç öğrenci olarak orada bulunduk. O şartlara oradaki kardeşlerimizle beraber yaşadık ve orada ben ilk Türkçe kursunu ve ilk el sanatları kursunu açtım kendi imkanlarımla. Ahmet Yesevi atamın anne, baba, ablası ve hocasının türbelerinde ve onların ziyaretgahlarında çeşitli tadilat çalışmalarını yine öğrenci imkanlarımla kendim yapmaya gayret ettim. Bu gibi pek çok çalışmayı götürürken tabii ki sağlık alanında da gönüllü hizmet verecek doktor hocalarımızı oraya bir proje ile götürmek, onların hepsinin ötesinde de çok güzel bir çalışma oldu. Ata yurdumuz bizim ata yurtlarımız var aslında. Sadece ata yurdumuz olarak bildiğimiz Kazakistan'la sınırlı değil. Ata yurtlarımız var ama ata yurtlarımız içerisinde Kazakistan'ı bence diğerlerinin hepsinden ayıran çok önemli özellikler var. Bunların en önemlisi de tabi ki Türklerin ortak maneviyat ve bilim atası olan Ahmet Yesevi atamız. Çünkü Ahmet Yesevi atamız 99 binleri yetiştirdi, talebe yetiştirdi ve yetiştirdiği talebeleri Anadolu, balkanlar ve Maveraünnehir dediğimiz o bölgelere gönderirken hepsi gittikleri yerde ilimin, çalışmanın, meslek sahibi olmanın, insanlarla iyi geçinmenin, sevginin, hoşgörünün, kadın erkek aynı sosyal hayatta bulunmanın ve gerektiğinde yaşanılan toprakların vatan kılınmasının önce erleri oldular. Onun için Ahmet Yesevi ismi bütün Türk dünyasının, bütün tarihin ortak ataları, ortak inancı, kültürü, medeniyeti ortak olan bütün halkların aslında buluşma noktasıdır. Onun için Ahmet Yesevi'de buluşmak çok önemlidir. Türkiye'de bununla ilgili de güzel çalışmalar yapıldı. Geçmişte hala da yapılmaya devam ediliyor. Ben de naçizane elimden geldiğince gönül hizmetini, gönüllü olarak vermeye devam ediyorum ve ömrüm yettiği sürece inşallah Allah nasip ederse bu hizmetlere devam edeceğim. Burada Türkistan'da bulunduğumuz ilk yıllarda öğrenci iken bağımsızlığını yeni kazanmış bir ülke olan Kazakistan'da ata yurdumda kurucu Cumhurbaşkanımız Nursultan Nazarbayev bizlere çok büyük destekler verdi. Üniversitemize çok büyük destek verdi. Bizlerle bir öğrenci buluşması gerçekleştirmişti. O öğrenci buluşmasında bize sordu ne ihtiyacınız var bizden ne istersiniz? Ben de söz almıştım o buluşmada ve şöyle bir istekte bulundum. Dedim ki, Sayın Cumhurbaşkanım Türkistan büyük bir şehir olsa, buraya bir havaalanı kurulsa dedim. Tabi ki gülüşmelere sebep olmuştu bu. Fakat Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Nazarbayev çok büyük vakar bir duruşla dedi ki "Siz hiç merak etmeyin. Geldiğiniz bölümlerde en iyisi olmak için çok çalışın. Bir gün gelecek Türkistan sadece Kazakistan'ın değil, Türkistan'ın en önemli şehirlerinden, merkezlerinden, kültür başkentlerinden bir tanesi olacak." dedi ve biliyorsunuz çok yakın bir zamanda Türk devletleri zirvesinde Türkistan Türk dünyasının manevi başkenti ilan edildi ve o statüyle de çok büyük yatırımlar yapıldı. Kazakistan'ın şu anda özel statüye sahip en önemli bölgesi, şehri ilan edildi. Ben de bunun üzerine 1994 yılında o buluşmadan bugüne kadar Kazakistan'la ilgili sosyal, kültürel, ekonomik her türlü gelişmeyi ve yaşadıklarımı  anlatan bir mektup gönderdim Sayın Nazarbayev el başımıza. Dedim ki, Sayın Cumhurbaşkanım o gün verdiğiniz söz bugün hakikaten çok daha fazlasıyla yerine geldi biz size son derece müteşekkiriz. Ben de size verdiğim söz üzerine hem mesleki alanda hem de Ahmet Yesevi yolu ve Türkistan'ın ata yurdum Kazakistan'ın tanıtılmasında gönüllü hizmetlerime devam ediyorum dedim. Sağ olsun o da duyarsız kalmadı. Eline ulaştığı an bana bu güzel satırlarla teşekkür mektubunu gönderdi."
Ahmet Yesevi yolu ile ilgili önemli hazırlıklarının olduğunu kaydeden Sönmez, "En önemli isteklerimden bir tanesi onunla yeniden bir araya gelmeyi çok istiyorum. Ziyaret etmek çok istiyorum. Türkistan ile ilgili, Ahmet Yesevi yolu ile ilgili, Ahmet Yesevi atam ile ilgili projelerimi kendisine sunmak istiyorum ve onunla buluşmakta 27 sene önce aldığımız o enerjiyi gücü yenilemek istiyorum." ifadelerini kullandı.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet AYDEMİR (Karakeçili)
    2 ay önce
    Allah yolunu açık, başarılarını daim eylesin inşallah.